Google+ Followers

28 Kasım 2013 Perşembe

Hipopitütiarizm

İşte. İşte onu kimse bilmiyor değil mi kardeşim?
Bu kalp bana fazla mı diye sorsam böyle derdin.
Ama haklıydın, kime sorsam bilmezdi beni.
Aynalara sorardım, yalan söylerlerdi, soruyla karşılık verirlerdi.

Yağmur yağmazdı bazen, ama illa ki bir yerlerde yağar değil mi?
Hiç ayırmadım kendimden, yanımdaymış gibiydi hep, öyle hissettim.
Aşık mıydım ben yağmura yoksa? Şimdi duysa, hayatıma,
Yağmur mu ben mi diyecek kadar aptal insanları kattım aslında.

Cem Yıldız çalıyor bak, adını duymamışlardır, imkansızı bilmezler değil mi?
Bende bir hastalık var be kardeşim, latincesini duysan git aşık ol dersin.
Sevemiyormuşum ben, kime anlatayım, Papa'ya mı, göstermediler çare.
Bilmiyorum be, sadece bu hastalığın bir mikrobu var, o da benim değil sanırım.

Benim şu ne kadarını kulladığımı bile bilmediğim aklıma fazla geliyorsun.
Seviyorum demeye ne mecalim var şu saatte, ne hatırlamaya cesaretim, haberin olsun.
Ben yanımda şemsiye taşırdım yağmurda, gider otururdum henüz ıslanmamış bir yere.
Sağa yanaşır şemsiyeyi soluma doğru açardım, belki gelir de oturursun yanıma diye.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Hasbelkader

Alışmayı öğrenemedim, yokluğa ve varlığa.
Hayatım hasbelkader ilerliyor.
Her sabah, aynı büfeye gidip,
"Abi Samsun..." demeye alışamadım.

Canım sıkılır, sigara yakardım.
İzmaritte "Samsun" yazardı, şaka gibi di mi ?
Ve bir kelime bir çok şeyi doldururdu içime,
Yoldan geçen bi otobüse atlayıp " Abi gider mi Samsun'a?" diyesim gelirdi.

Öğrenemedim ben hiç, olmayışını öğretemediler.
Kim biliyor ki, kim gidecek, kimi kime bırakıp gidecek?
O yüzden bitsin istiyorum bazen, benim yerime biri,
Nefes alsın, ve, ve o da özlesin, banane.

Gözün deniz arar buralarda, ruhun sıkılır.
Gören "abiş" diye sarılmaz sana.
Otobüsten indiğinde durakta kimse beklemez,
Ve batağa "o" üç adamla oturamazsın.

Kapında ismini sayıklayan bir kardeş yerine,
06:45 alarmını bulursun başucunda.
Ve kimse "oğlum" diye çağırmaz, ararsın.
Ne kadar istemesen de, yine birileri için,
Kendine iyi bakarsın.

"Bu yazı senin için canımın içi."

15 Kasım 2013 Cuma

O Esmerdi, Ben Megaloman

Her akşamdan sonra sabah olurdu.
Ay doğar, güneş batar,
Uyur, ve uyanırdık.
Ayrı yatakların aynı tarafında.

Her yağmurdan sonra alkım düşerdi bulutlara.
Her damla diğerinden ayrılır, yere düşer,
Biz iç geçirir, seyre dalardık.
Ayrı şehirlerin aynı zamanında.

Zamanın birinde bir olsaydık derdim.
Kaf Dağı'nın ardında mutlu kalsaydık.
Seni leylekler kalbime koyup, uçursaydı,
Gecesiz yerlerin ayazına doğru.

Aklımda kaldı, dilimde durdu bazı şeyler.
Keşke hayat iğrenç bi espriden ibaret olsaydı değil mi?
Şayet, ondan sonra on bir gelmedi hiç.
Sustu yüzüm, güneşi cebime koydum.

Konuşmazken bile birbirimizi düşünürdük, hissederdim.
Ama o daha çok isterdi hep, heyecanlanırdı...
Zamanı sardık ellerimize, sımsıkı tutuştuk sonra.
Kapandı yaralar, ellerim onun oldu.

Hayran kaldığımız masallardaki gibi...
Gün doğar, gece içime batardı.
Ve gökten üç elma düştü, üçü ona, o bana.
Ve çünkü o esmer, ben megalomandım.

ithafım var bu yazıya. okuyanlara teşekkürler.