Google+ Followers

13 Şubat 2014 Perşembe

14 Şubat Sorunsalı

        Yalnızlık paylaşılmaz diyorlar. Yanılıyorlar. Yalnızlık, pekala paylaşılır. Paylaşılamayanlar kişilerdir hayatımızda. Kişiler ve anlamları. Mesela; düşünelim ki hayatımız bir sözlük. Bazen yeni kelimeler, bazen de anlamları kaleme alınıyor. Yaşanmışlıklarla, anılarla. Diyeceğim o ki, paylaşılmayan yalnızlık değil, "o" dediğimiz kişilerin yokluğudur.
        Yalnızlık, hiç kimseye sahip olamama durumudur, mantıklı düşünürsek. Ama mantıklı insanlar değiliz, bizler; ipsiz, sapsız, ve bir o kadar da iyi, ama yalnız çocuklardanız. Bizim yalnızlığımız tek bir kişiden kaynaklanır, tek bir kişiye bağlanır. Bizim yalnızlığımız tek bir kişiye bile sahip olamamak değil, "tek bir" kişiye sahip olamamaktır.
        Bazen yalnızlık taşar, olacağı vardır, olur. Tutulmaz içeride, dile gelir, elden gelmez. Bir şey hiç gerçekleşmez. O "tek bir" kişi hiç hayal olmaktan çıkıp gerçeklerle kavuşmaz.
        Hayal dedik. Herkesin hayali var. Kendi yarattığı o yalnızlıktan onu kurtaracağına inandığı hayali. Bazısının bir, bazısının bin, orası bizi alakadar etmez. Çok isteğimiz var diyoruz bazen hatta, fazla istiyoruz herhalde diyoruz. Ama değil anasını satayım. Hak ediyoruz. Etmiş olmalıyız.
        Nihayetinde doğru olduğunu anlık olsa bile düşündüğümüz şeyleri yaparız. (İbneliğine yaptığımız birçok şeyi bu kısastan dışarıda tutuyorum.) İstediğimiz çok şey vardır bazen, çok sevdiğimiz bir şey bulamayız. Kendi repliklerimizi yaratırız. "O" dediğimiz kişiye ulaşabilmek için. Bitsin isteriz şu anda ne bok oluyorsa hayatımızda. Değişsin lan artık sapladığımın dünyası.
        Gelsin isteriz. Bizim olsun. Ama yaşanmışlıklar vardır. Bir türlü aşılamayacak sorunlar. Falan filan. Yaptığımız hatalar vardır. İllaki vardır, peygamber değiliz neticede. "Yaa ben haklıydım orda" da diyoruz. Tabi. Haklısın canım. Hiç olmaz mısın?
        Ama insan ümit etmeden edemiyor değil mi? Hatırlamadan edemiyor.
        Hatta o gece, yokluğun başa çıkılmaz bir başıboşluk gibiydi. Bütün yalnızlıklar, o gece benimleydi. Ve ben, o gece bile ölemedim yalnızlığından. Senin yarattığın, elimi tutmuş ve beni bir pamuk şekerle kandırılmış çocuk edasıyla dolaştıran. Daha da ölmem dedim. Daha da ölmem yalnızlıktan.
        "Ama sen boşver." diyesi geliyor insanın, değil mi? "Boşver be. Ne olduysa oldu, koy götüne. Utanmanın, sıkılmanın sırası değil." diyesi geliyor. Ama sadece bir dilek şart kipi olarak kalıyor. Hiç söylenmiyor.
        Yalnızlık böyle bir şey işte. Ne ben anlatsam anlarsın, ne sen anlatsan ben anlarım. Herkesin farklı yalnızlığı.
        Ama sen boşver. Hadi gel bir sarıl eksik olan yanıma, sarıl da geçsin artık. 

-Sâki

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder