Google+ Followers

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Atmosferi fuzuli dünya

İnsan hayatının belli bir dönemine geldiğinde, elini eteğini çeker her şeyden. Memursa emekli olur, kanunsuzun tekiyse; yani yemediği bok kalmadıysa tövbe eder dine döner. Köşesine çekilir ve yazmaya başlar. Günlük tutar her insan. O köşeye çekilir ve insanların koşuşturmalarını, telaşlarını izler. Gördüğü her şeyi de yazar. Neden yazar dedim biliyor musun? Çünkü herkes kendi hayatının ya şairidir, ya da katili.

Ben daha o mertebeye erişemedim, atmosferi fuzuli dünyada. Nefes almak zaten bayat. Yalnızlığa saygısı olmayanlar soluyor çoğunu, ve bize sessiz, bir çekimlik, temiz hava bırakmıyorlar. Yani ben kendi köşemi edinemedim daha, atmosferi fuzuli dünyada. Ama şimdiden sizin sokağın köşesini mesken tutmaya başladım. Köşe yazarlığı bu olsa gerek.

Çoğu şeyi gördüm sanırım, bi tecavüze uğramadığım kaldı amına koyduğumun yerinde. Fiziksel olarak yani. Bi de topuklarıma sıkılsın istiyorum arada. Onu da yemedim demeyeyim diye. Çoğunuz elinizden geldiğince "hızlı" yaşıyorsunuz. Yegane hedefimiz fast life. Peki hiç düşündünüz mü, nasıl çocuklar yetiştireceğiz bizler? Bu yazıyı benle paylaşan tüm insan evlatlarına sesleniyorum. Çünkü onlar duyarlı davranıp düşünecek, diğerleri "Ammaaan koy götüne, daha çok var." diyecektir.

Kendi cinsiyetim tarafını ele alacağım, karşı cins kusura bakmasın bu  paragrafta. Düşünün la baba, lafta sözde değil, cidden babasınız. Bi erkek evladınız var. Sizden iyi olmasın(!) çok iyi çocuk. Eve geldin, evde kimse var mı diye odalara bakınıyorsun. Kapıyı bi açarsın, taaaak. Senin oğlan sanat için soyunmuş. Ama X-Art tarzı bi sanat. Ne diyeceksin ? "Napıyosun lan şerefsiz!" mi "Helal olsun benim aslanıma bi fırça da benim için at tuvale." mi ? Burası, tam da burası. Tam da bu yüzden, atmosferi fuzuli bir dünya. Diyorum ki ben, yaşamamıza hiç izin verilmemeliydi.

Ya da düşünün, ortak konudayım şuan. Sizin canınızdan çok sevdiğiniz evladınız, başlamış sigaraya, uyuşturucuya. Anlayacağız kullandıklarını. Ben şuan iddaalıyım. Gözüne baksam anlarım. Sen de anlarsın. O küçük çocuk gözlerinin içine bakıp, kendini toplamaya çalışacak, ama bu dünya ona acımayacak. O yüzden ben, hayatımın köşe yazarı olmak istemiyorum. Çünkü bu dünya, düzenin farkında olanlara birer koltuk ve köşe verir her zaman. İzlemesini ister. Artık sizden geçtiğini hissedeceksiniz zamanla. Dünya bunu da planladı sizin için. Ve bu dünya o kadar kötü bir yer olacak ve siz o kadar vurdumduymazlaşacaksınız ki, bu dünyanın komploları; bizim çocuklarımızı öldürecek.

İşte bu yüzden şimdiden başladım yazarlığa. İleride kalemi kağıdı bırakıp, geleceğimi koruyabileyim diye. Çünkü o dünyada nefes almak, şuanki gibi olmayacak. Bizim çocuklarımız, gökyüzüne baktığında belki de hiç "Allahım" demeyecek, belki de ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü hiç zikretmeyecek. Anmayacak bile. Tam da bu sebeple, siz de yazın bir şeyleri. Ki yeterli level'a ulaşıp evlat sahibi olduğumuzda, koruyacak bilgimizin yanında, enerjimiz de olsun.

Biz, ilgisiz değil, zamansız ailelerin çocuklarıyız. Bu yüzden takıyorum bu konuya, "bu" kadar. Ben eve girdiğim zaman salonda yatan bir baba değil, direk onun yanına geleceğimi bilen, oturma pozisyonuna geçmiş, beni bekleyen bir baba isterdim. Ben şu 19 yaşımdayken, 4 yaşında bir kardeş değil, 15 yaşında bir kardeş isterdim. Ama kardeştir, babadır. Seversin, sayarsın. Canından çok.

Ve bilmenizi isterim ki bu dünyada, benim geleceğimde sadece ufak kardeşim kaldı. Bu saatten sonra da, bir onun büyümesini izlerim, bir de Alex'i beklerim her gün. Nefes almak zaten bayat, atmosferi fuzuli bu dünyada. Diyorum ki, bence bunları düşünecek kadar, hiç yaşamasaydık daha iyi olurdu...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder