Google+ Followers

8 Temmuz 2014 Salı

Yazmıyor ismim

Konuşuyor olsam "şimdi bi şey diycem" der, söze girer kitleyi çekerdim sözlerime. Fiyakalı bi film olsam, introyu verirdim, kitlerdim yani seyirciyi ekrana. Ya da bi şarkı olsaydım, şöyle güzel bi nakarat olur dinletirdim kendimi. Tereddüt ettirmezdim yani. Çünkü daha önce dinlenmiş bir konuşmacı, izlenmiş bir film, beğenilmiş bir şarkıydım ben. Ama şuan ağzım kilit, ellerim yazıyor, ben okuyorum.

İyi bir yazar değilim, iyi bir dinleyici de. Kitap okuduğum söylenemez. Ki bu yüzden fazlasıyla eleştiri alıyorum. Hayatı okuyup yazıyorum ben. Siz başkalarının ütopyalarını, fantezi dünyalarını kafanızda taayyül etmeye çalışıp olay örgüsü çizerken, ben burda her gün "Hay anasını sikeyim ya." dedirten şeyleri konu alıyorum. Bence saygıyı hakediyorum ya. Egodan mıdır bilmem ama "Aynen lan." diyen bir kişi bile varsa, saygıyı hakediyorum. Çünkü saygı duyarsanız bir fikrim var ki, yaşamını bir kitap gibi okuyamayan kimseler, aynı yaşamın eksik anılarını okuyarak tamamlamaya çalışır.

Şimdi "Bu mal burdan nereye geçecek?" dersen, kendime bağlayacağım konuyu. Çünkü ben hayatımın okuyamadığım parçalarını, her gün karşımda birer bedene bürünmüş halde buluyorum. Ve artık "Lan ben bunu okumuştum yaa." demekten, imlaya noktalamaya takılamaz oldum.

Ve aslında hayat nasıldır biliyor musun? Kapıya kadar geçirmek gibidir, babanı pazara yollayıp ananas aldırmak gibidir. Sanayiyi basmak gibi ve okuyup baba gibi eşek olmamak gibidir yani. Bir virgülün ortalığı matiz etmesidir anladın mı.

Bak öyle zamanlar gelir ki, telefonun çalmaz, zile basan sadece komşulardır, ve annen odana gelip "Aç mısın oğlum?" diye sorar. Tüm sosyal hayatın bu olur. Ve bunlar hayatının noktalarıdır. Bunları ya alır götüne sokarsın, ya da o günden önceki hayatının sonuna koyar, yeni cümleye hangi harfle başlayacağını seçersin.

Şimdi bi şey diycem. Sen hiç kendini bıçakladın mı? Ya da kendine kafa falan attın mı? Kendinle hiç mevzuya düştün mü? Yok dimi? Şimdi bana salak malak deme ama sen şimdi bu hayatı düzene mi sokucaksın sen üzene mi? Lan diyorum ki, sana senden zarar gelmez. Seni siken başkaları. Onlar için yaşama artık diyorum lan. Kendin için yaşa ve kendine bi kıyak geç, iki üç tane de adam olsun yanında. Kendinden farklı görmediğin iki üç adam.

Sana diyorum ki, siktir et hayatın cilvesini-nazını, ötesini-berisini, önünü-arkasını, sağını-solunu, ebesini-sobesini. Bunları sana ben söylüyorum, çünkü ben bunu kimin okuduğunu bilmiyorum ama sen kimin yazdığını biliyorsun. Çünkü benim, kimsenin kalbinde yazmıyor ismim.

Çok sikik bi geçmişim var, ne tip ararsan eski sevgilim, nerede istersen bastığım para, 2011 Real Madrid'ine Camp Nou'da bastığım handikap bile var. Diyeceğim o ki, artık kendin ol ve kendin için yaşa. Çünkü bir gün Azrail kapı arasından "Ce-eee." dediği zaman, şuan özendiğin insanlar ve hayat şekli, ancak sana "But first, let me take a selfie." diyebilir.

Anladın mevzuyu. Dediğim gibi bir kişi bile "Aynen lan." dediyse benim için yeterli. Şimdi gözlerini kapat, ve aklından bir sayı tut. Sekiz miydi falan demiycem merak etme. Ve aklına o sayı kadar kişi getir. Gerisini de salla gitsin.

Çünkü öylesine düşünür ki yürek, akılda 5 varken, 3 geçmez içinden. Bilinçaltı bu işte. Bak mesela ben 6 tuttum şuanda, bir kişinin boşluğunu iki kişilik yaşayarak doldurmaya çalışıyorum. Sen de öyle yap. Gidenin arkasından ağlaman biter bir gün elbet. Ya gözyaşın biter, ya sevgin, ya yaşamın.

Şimdi rahat bitiriyorum bu yazıyı. Çünkü benim, onun kalbinde yazmıyor ismim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder