Google+ Followers

31 Ekim 2014 Cuma

Neler sığdırmışım 19 seneye

Neler yaşamışım şu kısacık 19 yılda, neleri sığdırmışım.
Dolaylı anlatmışlar hayatımı, gören dememiş bu çocuk 19 yıldır varmış.
Şu kısa hayatımı yıllandırırken dışı tozlu kan kırmızısı bir şarap olmamışım,
Ola ola kırık buruk bi cam kesiği olmuşum kesmişim eline alanı, çöplere atılmışım.

Şimdi kime anlatsam anlar beni? Bilseler 19 yılda neleri koyup gönül ateşime yakmışım.
Sokaklara adam olmuşum, kardeş bellemişler, sağolsunlar, bilmemişler eve adım, serseri kalmışım.
Ve ne birinin adının yanına yakışırmış adım, ne birinin elini ısıtabilirmiş, viranmışım.
Ben ateş olmuşum sahilde, sıcak diyen gelmiş yanıma, ama ben sönmeye yanmışım.

İnsanlar neler özlüyor be. Ne gereksizlikleri, ne lüzumsuzlukları, ne fütursuzlukları.
Bense çocukluğumdan bir kaç saniyeye sıla hasreti çekiyorum, geçmiş de özler mi çocukları?
Dayak yiyip "Anne!" diye ağlamak istiyorum, çünkü ağlatamıyor bu adamın yaşadıkları.
Sinirlendiriyor, ve yitiyorum artık, artık kaybediyorum kontrolümü öfkeme karşı.

Yine ölen zamanıma toprak atıyorum, zaman geçiriyorum. Boşa mı yaşıyorum be sanki?
Yine kan revan saatleri odamın ışığına sigaramın dumanıyla yazıyorum lâkin.
Doğduğum güne başkaları sevinir olmuş, oysa ölü bedenini sarhoşlukla ayakta tutardı Sâki.
Şimdi gurur kırıntılarımı üstünde uçtuğun sahillere bıraktım, ne demişler, bir gün lazım olur belki.

Şu dünyada yemediğim bir mermi kaldı, sıkacaksanız şu an en doğru zamandır.
O kadar sahte şeylere değer vermişim be, geride hasreti kalanların hasreti de yalandır.
Şimdi o kadar boş ki  hayalleriniz, son nefesinizi vermek için aldığınız kaç nefes vardır?
Şimdi beni bıraksın herkes, geleceğime tek kaygım, ne zaman adam olacağımdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder