Google+ Followers

16 Ocak 2015 Cuma

Gurur hiç uğramadı kulaklarıma

Yazıma başlamak için bir kelime bulamadım, kusura bakmayın. Genellikle absürd bir cümleyle başlardım yazıma, "Ne anlatıyon amk?" demeniz için. Bir nevi algı kontrolü. Şimdi de "Vay piiç, demek bu yüzdendi o afonfisli cümleler." demeyin. Yazı yazmayı düşünmüyordum aslında, sınavlarım vardı. Bütler devamdan kalmalar havada uçuşurken zaman ayıramam diye düşünüyordum. Boş boş oturmaktan yazmaya vakit bulamayacağımı hissediyordum.

Velhasıl, bir video izlerken YouTube'da gözlerimin dolduğunu farkettim. İçeriği ise şu, özet geçicem, bi tane emo var tamam mı. Bu çocukta efso ses var, ama kimse çocuğun böyle bi yeteneği olduğunu bilmiyo. Ailesi bile çocuğu şarkı söylerken dinlememiş, sahnede ilk defa dinliyorlar, ağızlar bir karış açık. Opera sanatçılarına taş çıkarır, eğitimi yok, kendi çabasıyla böyle bir ilerleme katetmiş. Jüri ayakta alkışlıyor, seyirci ağlıyor, sebebi de şu. Çocuğun kullandığı cümle. "Bu harika bir duygu. Bundan önce hiçbir şeyde iyi olmadığıma o kadar inandırılmıştım ki, şuan ne kadar mutluyum anlatamam." 

Jüri ayağa kalkıyor, çocuğun ailesine dönüp "Oğlunuzla gurur duyuyor musunuz?" diye soruyor. Ailesi " Evet, hem de çok." diyor. Ailesi onunla gurur duyuyormuş. Gurur.

Üzülüyorum anama, babama. Benimle hiç gurur duyamadılar. Hiç böbürlenerek bir yanımı anlatamadılar. Akrabalarım çocuklarının başarılarından bahsedip sidik yarıştırırken, babam sessizce izlerdi, bunu hatırlarım yalnız. Ne o bilir gurur duymanın nasıl bir his olduğunu, hatta sorsan şaka bile yapar. "Hiç duymadım o da neymiş?" diye. Şöyle yarım ağızla gülümser, buruk. Sen de ayıp olmasın diye bi "Haha." çıkartırsın ağzından. O mevzu bahis de öyle solup gider.

Neydi bende bulamadıkları gurur, hangi renkti de çalınmadı suratıma? Duyuluyorsa nasıldı tınısı, titretir miydi ateşini çakmağımın? Ya da yenir miydi bu gurur? Acı mıydı tadı, ancak "Acıydı." dediğim zaman oturuyor yerine taşlar. Hiç biri değil miydi yoksa, yoksa sadece bir sanrı mıydı? "Ben duydum, var." demişti de biri, biz mi bin akıllı toplanıp çıkaramamıştık o taşı?

Aslında hiç biri değildi biliyor musun? Gören gözdeydi bokluk, bakan çoktu,ve o çokluktan doğdu bokluk. Zaten bu ab-ı hayatı hepimiz yudumluyorduk nihayetinde ve vardı hepimizin bardağında bir dudak payı. Yalnız benim kaderim at dudaklıymış, içmiş hayatımı. Ben de o bardağın dibiyle ne bir baba gözünde evlat olmuşum, ne bir yar gözünde yaren. Tasviri gerekirse, lavaboya dökülmüş bayat çayın demiyim ben, gitsin diye üstüne, su serpilen.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder