Google+ Followers

11 Haziran 2015 Perşembe

Takvim yaprakları

Parasıyla değil mi diye vuramadım yumruğumu belki masaya,
Karasıyla dedim, akıyla, karasıyla, duvarda parçalanan porselenler ben oldum.
Ama ne kahrını bıraktım ne de yer verdim senden sonra gönlümde bir tasaya,
Saatim bombanın pimi, sigaram silahın namlusuydu, ve caizdi, intihar oldum.

Takvimin yaprağı dönecek elbet, güneşten önce orada olacağım gecenin ayazında.
Ve gün gelecek bendeniz öyle derin bir nefes alacağım ki, şu dünyanın tüm pisliğini
Dolduracağım ciğerlerime, içtiğim onca şey kafi değilmiş gibi aslında.
Ve öyle bir üfleyeceğim ki o pisliği suratınıza, bıraktığınız şerrin kalmayacak eseri.

Bendeniz bir gün öyle bir rüzgar estireceğim ki ıslığımla, ve üstüne serileceğim.
Gördüğüm tüm esvedi, pis çehrelerinize aydınlık ve güzellikle vuracağım.
Hem bulutları sereceğim çimenlerin üstüne, hem de güneşi altın gibi eriteceğim.
Hoş, kirin üstünde pas süs gibi dururdu, ışık olup yüzünüzde yara kalacağım.

Grinin içindeki beyaz olmak isterdim hep, siyaha hapsoldu saflığım.
Ve gökkuşağındaki laciverttim hep, biraz özgür, bir o kadar da asil.
Ama korkutamazsınız, tabutuma atılacak toprağı üstüme zırh diye kuşandım.
Unutmadım ki bir kuldum bendeniz, mert, babayiğit ve bir o kadar sefil.