Google+ Followers

3 Ekim 2015 Cumartesi

Küçük dünyaların büyük insanları

Yaklaşık 4 aydır yazı yazamıyorum. Bilgisayarım Ankara'daydı ve Samsun'dakini de bozmuştum. Varım yoğum zarar biliyorum. Yazmaya fırsat olmadı yani. E dolayısıyla çok şey birikti be hafız. Çok şey doldurduk yani. Hem bardağımıza, hem dilimize, hem içimize. Doluya koysam almaz, boşa koysam dolmaz şimdi.

Küçük insanlarız biz, küçük mutlulukları olan, üzüntüleri 5 dakika süren, denizde bir dalgaya kapılmışçasına çabasız hareket eden insanlarız. Biz nereye savrulduysak gittiğimiz yön belledik oraları. E o küçük insanların da kocaman gururları vardı. Onlar o küçük dünyalarında asla yıkılmazdı.

Küçük insanlarız biz, trilyonlar içinde fink atan insanlara özenmeyiz de, yolda eski kasa bi "şavrole" görürüz, ona imreniriz. Dedim ya küçük insanlarız diye, hani biz hayallerimizi olduğu yere tutup kendimiz koymuşuz, şimdi kolumuzu kaldırmaya eriniyoruz gibi yani. Olsun be, mutluyduk anasını sattığımın dünyasında.

Küçük insanlarız biz, kendimizden daha küçüğünü aradığımız için. Aşağılayabilecek bir yön bulmak uğruna yırtındığımız için birbirimizi. Birbirimizden daha büyük olduğumuzu ispatlamaya çalıştığımız için. Ben sensiz de varım diyebilmek adına kimleri kimleri ayağımızın altına aldığımız için. Bir sakız misali, biz küçük insanlarız.

Küçük insanlarsınız siz, başkalarını hor gördüğünüz için. O küçük dünyalarının kahramanı olan insanları, kendi pis hislerinizle kirletmeye çalıştığınız için. Ve onları hiçe saymayı bir hak adlettiğiniz için. Siz küçük insanlarsınız, en çok da kendinizi ne kadar çamura batırdığınızı görmediğiniz için.

Siz var ya, basit insansınız. Biz küçük dünyaların büyük insanlarını kendi tahtında yıktınız. Ama bilerek isteyerek değil, kalbini kırdınız oradakilerin. Gururunu kırdınız. Yaptığı köprü yıkıldı diye intihar eden Japon mühendis'e çevirdiniz bizleri. Tabi işin esprisi. Ama bilin, biz sizin dünyanızda hiç olmadık, olamayız. Bizim gözümüz yok, gözlerinizde. Gözleriniz bizleri görmese de olur. Hatta görmese daha iyi bile olur. Çünkü bu küçük dünyalarımızda biz birer padişahız. Ve siz bizim huzurumuza ancak desturla çıkarsınız.

Siz aslında boş insansınız, ki bunu söylemek bana hiç yakışmadı. Size sizin oyununuzla geldim, bakalım dedim, ne yapacaksınız... Siz sınıflandırdınız insanları. Gelen kutusu, taslaklar, diğer diye ayırdınız insanları. En az sizin kadar onuru, gururu olan insanların, nasıl yaptıysanız sizin o koca gövdenizden büyük kalplerini kırdınız. Ve bu yüzden küçük kaldık biz. Çünkü gördük, büyük dünyalarda siz birer hiç kalmışsınız, kendi dünyanızı geride bırakıp, silip atmışsınız. Ne diyeyim be hafız, pişman olacaksınız.

O salak, bu şaşı, şu obez.
O tembel, bu asosyal, şu serseri,
O keko, bu kezban, şu avel.

Biliyor musunuz? En azından bizim kusurlarımız birer tane. Siz mi? Sizi şimdi denize atsam dalga vurmaz, boka sürsem sinek konmaz, Hadi selametle.