Google+ Followers

30 Eylül 2016 Cuma

Leyla

Bilader. Yine aylar oldu görüşmeyeli. Çok sık yapmaya başladım bunu farkındayım. Yine mazur göreceksiniz, büyüklük sizde kalacak, bense el pençe divan karşınızda. Ama uzatmayalım bu fasılları, geçelim mevzuya. Çünkü derin yine mevzu.

Size Nisan 15 den bu yana yaptıklarımı anlatamayacağım belki, belki sizin duymak isteyeceğiniz şeyleri atlayıp, kendi önemli gördüğüm şeyleri paylaşacağım. Ama aynı dertten muzdaripsek, bir zerre kaygınız olmasın, yine niyetim; kelamımla derdinize derman olmak değil, derdime ortak olmanız olacak. Ama yazıcam bundan sonra, içime atıp kalbime nasır edeceğime, yazıp elime edeceğim ne edeceksem. Neyse.

Bilader bir kış günüydü, unutursam kalbim kurusun. Çıktım o soğuğa, ısınırım zaten bir güldürebilsem yüzünü diye. Bekledim de o soğukta baya. Ama bak şerefsizim eğer, o üşüse çıkar güneşi indirirdim oracığa. Öyle başladım sevmeyi Leyla'yı. Bir kere bile beni Mecnun diye sevmeyen o Leyla'yı.

Bak neler yaptı benim için saysam suratıma tükürürsün. Ama emin ol 7 denize batır çıkar pişmanlığımı, "pişmanlık" kelimesini benim kadar çaresiz bırakamazsın. Hani herkesin mezar taşına yazılır ya, öldüğü gün. Ben ne zaman öldüm bir ben biliyorum. Şimdi sen de öğreniyorsun. Dedim ki ona, "Eskisi gibi sevemem seni.".Ve o an gözlerindeki ağıdı yaksam, koca şehri kül ederdim. O an yüzündeki matemi resmetsem, üstüne kondurduğu o sahte gülücüğe, ne yalan söyleyeyim bi büyük açardım. Ve o gün öldüm ben.

Sözümün eriyimdir, eskisi gibi sevemedim Leyla'yı o gün bugündür. Eskiden ona aşıktım. Şimdi ise içimde bıraktığı boşluğa. Eskiden darılıp küsebileceğim, nazım geçirebileceğim, yastığa başımı koymadan adını sayıklayabileceğim bir Leyla vardı. Şimdi yalnızlığıma küstüm, nazım niyazım soldu, adını anmaya utanır oldum. Bir ince mumdum, kendi dibime döküldüm. Bir hoyrat rüzgardım,  bir ince ıslık kaldım. Ben ki bir koca çınardım, kendi toprağıma gömüldüm. Bu ben var ya, bir atımlık kurşunum vardı, onu da kalbime sıktım, öldüm.

Velhasıl kelam, zümrüt gözlüm. Mutluymuşsun, Allah'ıma binlerce kez şükrümdür. Unutmuşsun, bilsen şimdi beni; senden bahtiyarım. Ama isterdim ki, bir derdin olsun ilk nefesimi yanında alayım. Şu hakir gönlümün zekatı,son bir gülüşün olsun o gül yüzünde. Bir de, bu aralar çok taktım bi şarkıya. Her şeyi boşver de.
Harbiden bir alo de, gelmezsem gençliğim solsun.